← Zaman tüneline dön

6. Gün

Biz Arkadaşız, Di Mi?

Ankara'ya gidiyorum; ilk kez arabamızla, beyaz Clio'yla. Mola verdikçe sana yazdım hep, çok iyi hatırlıyorum. Senin de derslerinin olduğu bir gün daha.

Öğleden sonra bana şunu sordun: "Ne zamandır görüşmediğin arkadaşının yanına gittin, niye benle konuşuyosun?" dedin. Artık anlıyordun, senden çok hoşlanıyordum. Ben de sabah sen öyle deyince, seninle konuşmaya devam edebilmek için "arkadaşım şöyle, şunu yapıyor" vs. vs. demiştim. O gün Ataberk gün boyu "kaldır şu kafanı telefondan" falan dedi; ben de seni anlattım, "bu kız farklı abi" diye.

Ve bu akşam bana o soruyu sordun: "Biz arkadaşız, di mi?" dedin. Bunu deyince elim ayağıma dolaştı. Sen bunu diyorsan beni istemiyorsun, benden hoşlanmadın, benim niyetimi anlayıp engelliyorsun diye düşündüm ve sana "şu an arkadaşız" gibi yuvarlak bir cevap verdim. Özür dilerim, daha açık olabilirdim ama korktum. Bunu derken senden çok ama çok hoşlanıyordum sevgilim.

Sana Ataberk'in balkonunda bu konuda uzun uzun ses attım; korkma, çekinme dedim — seni bu aşamada kaybetmekten çok korkarak. Neyse ki kaybetmedim, seni çok seviyorum.